lan ben söyledim mi emin değilim ama biz taşındık aga. gerçi buradaki gibi çok yazmıyorum ama olsun
impure.me
masum değiiiiiiillllliiiiiiiiiiizzzzz, hiiiiiiççbirimiiiiiizzzzz
TAŞINIYORUZ. ama daha değil, şimdilik öylesine bi adreste deneme yayını yapıyorum. öyle işte. ee sen napıyosun hacı???
edit: beyninize mukayyet olun
normal diye bir kavram var. açıklaması biraz zor. norm’lara uyan olarak çevrilebilir. peki norm? “normal olarak görülen”. (indirect recursion) sanırım başladığımız yere geri döndük. o zaman norm tanımına bi kez daha bakalım: “toplumun bize empoze ettiği değerler”. (3. anlam olarak da “eksik etek” ve “bir kızdan istemek” şarkılarını söyleyen rapçi verilmiş, nasıl bi sözlük bu ya!!). temiz bir tanım değil, anlamak için insan olmak gerekiyor, bir toplumun üyesi olmak gerekiyor ve o toplumu tanımak gerekiyor. kendimiz tanımlayalım.
ilk olarak sayısal değerlerle başlayalım. mesela 160–180 boy aralığındaki erkek bireylerin kilosu. burada eşit dağılımlı bir grafik deneyelim. hönk dememeniz ve aklınızın uçmaması için eşit dağılımlı grafik örneğini veriyim:
![]()
ortadaki çizgi, ortalama oluyor. biz ortalamamızı 65 kg, standart sapmamızı 7 kg alalım.(kafadan sallıyorum umarım belli olmuyodur). şimdi, ben diyorum ki, ortalamanın 1 standart sapma($ diycem bundan sonra) uzağı normaldir, 2 $ uzağı kabu edilebilirdir, 3$ uzaği aşırıdır ve daha uzağı ucube dir. değerleri yerine yazarsak;
– 58–72 kg: normal,
– 51–58,72–79: kabul edilebilir,
– 44–51,79–86: aşırı
– 44 altı, 86 üzeri: ucube
sistemin nasıl çalıştığını anladınız sanırım. daha ilginç bir örnekle devam edelim. insanlardaki göz yuvası sayısı. hepimiz biliyoruz ki, anatomik olarak 2 adet var, normal bir dağılım değil yani. yine standart sapma şeysini uygulayalım, $=0, ortalama=2. 3 göz yuvası olan bir adam, veya bir cyclops direkt ucube oluyo (ki bu da mantıklı gayet). ama, bir örümcek de ucube sınıfına giriyor o zaman. 8 gözü var manyağın. o zaman, normal tanımını yapabilmemiz için, verileri değerlendirdiğimiz kitlenin, aynı topluluğun üyeleri olmaları lazım. veya, veri kaynaklarının birbirleriyle kıyaslanabilir nesneler olması lazım. bu biraz zor bir tanım.
sözel verilere geçmeden önce, sayısal veriler için bir şeyi açıklığa kavuşturalım. bir insan olarak, “aşırı” ve “ucube” sınıfındaki insanları gözden kaçırmamız imkansızdır. mesela, sahip olduğumuz paraya göre normallik kontrolü yapalım. bill gates tam bir ucube çıktı değil mi. ama ucube olmasına rağmen, gayet de tercih edilir bir insan. veya iq sıralaması yapalım. einstein(bill değil) ucube çıktı bu sefer de(iq testleri için, 100 ortalamadır, $ ise 12–15 aralığındadır). einstein’ın iqsunun 160–180 aralığında olduğu söyleniyor.(ucube lafına alınmayın, ben de ucube sayılıyorum :P ) bazen + kısımdan veya – kısımdan ucube olmak sizi daha da tercih edilir yapabiliyor. ama yine de toplumda normal olarak görülmüyorsunuz.
devam edelim. bu sefer de sözel verileri kıyaslayalım. en sevdiğiniz renk mesela. herkes cevabını versin sayıları bulalım. sonra bı sayıları, eşit dağılımlı grafik oluşturacak şekilde sıralayalım. yine aynı şekilde, “siklamen” rengini seven arkadaşımız manyağın önde gideni olacaktır. ama çok da mantıklı bir değerlendirme olmadı. o zaman başka bir yol deneyelim. renk doğrusu üzerinde gösterelim bu renkleri, gökkuşağı gibi. bu durumda bir iki tepe oluşacak, yani düzgün dağılımlı bir grafik değil, bir normal üretemeyiz.
bir de, eşit dağılımlı grafik oluşturmayan şeylere göz atalım. mesela tanrının varlığına inanma oranı. bu gibi bir grafiği çizmek için, insanların tanrının varlığına inançlarını 0–100 aralığında değerlendirelim. 100—>tanrının varlığından emin olan insanlar(peygamberler), 0—>tanrının yokluğundan emin olan insanlar(richard dawkins). 20 ve 70 civarında yığılmalar olacağını tahmin ediyorum. yani iki popüler trend var(üzgünüm genç ateistler, 15 altına düşebileceğinizi zannetmiyorum). bu durumda, normal’i ortalama ile belirleyemeyiz. hatta bu durumda normali belirleyemeyiz. bu durumda “seçimler” vardır, ve ancak kendi seçimimize uygun olanları belirleyebilir. o da kendi tepemizden uzaklıkla doğru, karşı tepelerden uzaklıkla ters orantılıdır(bence).
benim asıl ilgimi çeken konsept şu, 1$-2$aralığında bulunan insanlar, şeyler fln, daha ilgi çekici oluyor. mesela renkli gözlüler fln
nerden aklına geldi böyle şeyler, deli mi okşadı diyecekler için geliyor: Wikipedia
son söz olarak:
güneş doğarken ardında tepelerin
allah belasını versin teletabilerin
last.fm’e üye oldum 15 dakika önce. güzel site gibi aslında. ama facebook gibi, bi yerden bi yere atlıyorsun. “aaaa, ben çok seviyorum ki bunu”, “XYZ’siz ölürüm bennnnnnn” diye gidiyor, arşivi büyütüyorsun. şimdiden 20 küsür şarkıcıya ulaştım galiba. mesela nev’i eklemeyi unutmuşum, az önce önerdi. önerme şeysi facebookdan daha iyi çalışıyo bunun :P (nev’i de Aşk şarkısıyla önerdi ne diyim daha) kullanıcı adımı filan vermiyorum, mutluyum.(çünkü blogumun adı o olacak, sürpriz yapmak istiyorum)
amerika 90.000 kişilik cyber-warfare ordusu kurmuş... vay be
amandanın morali düzeldi bu arada. galiba. umarım
http://news.bbc.co.uk/2/hi/world/middle_east/10195838.stm
http://www.asianews.it/news-en/Israel-attacks-ship-carrying-aid-to-Gaza.-At-least-10-dead-18546.html
http://edition.cnn.com/2008/WORLD/meast/12/30/gaza.aid.boat/?iref=hpmostpop
http://www.guardian.co.uk/world/blog/2010/may/31/israel-troops-gaza-ships
http://www.ndtv.com/news/world/israeli-navy-attacks-pro-palestinian-aid-flotilla-2-killed-28927.php
http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/palestinianauthority/7789175/Israeli-troops-attack-ship-carrying-aid-to-Gaza-killing-16.html
http://english.aljazeera.net/news/middleeast/2010/05/201053133047995359.html
75 mil > yani uluslarası denizcilik kuralları geçerli. bir tür korsanlığa giriyor yapılan şey.
en büyük tepkiyi gösteren Yunan hükümetine ve halkına teşekkürü bir borç bilirim.
yaptığı sert(!) çıkıştan dolayı rte’a teşekkür(!) ederim. keşke baykala çıkıştığı kadar sert çıksaydı.
not: yukardakilerden büyük bir kısmı ingiliz-amerikan sitesi. biliyorum. fransızların köpeğiyim.
1. http://www.youtube.com/watch?v=7FRwCs99DWg&feature=player_embedded
2. ibretlik bir paylaşım
hazır başlamışken şunu da ekliyorum, içimden geldi

gripin yeni albüm çıkardı bu ay(geçen ay sayılır aslında). LonelyGirl16 tayfası hemen dinlemeye başlamıştır albümü. ama kabul ediyorum gripin şarkıları benim de hoşuma gidiyor.
garip bir şey var gripin albümlerinde. 2 önceki albümde(hikayeler anlatıldı) “3” adında bir şarkı vardı. “saat üç, ayaktasın, uyku tutmamış yine” filan diye giderdi, deniz özbey eşliğinde. sonraki albümde(gripin) “Dört” isimli bir şarkı vardı, onda da “saat dört olmuş, arıyorsun, çaresini hüznün, kederin” diye girdi. anlayacağınız hep saatler, hep gece ve hep güzel şarkılar…
bu albümde de “Beş” isimli bir şarkıları var. ama bi moka benzememiş. kardeşim, melankoli ile kendini küçük düşürmek arasında bi fark var(dır umarım). çift kişilik yatak ne lan!? gripin de popüler müzik yapma telaşına düştü. sevmiyorum abi öyle grupları.
bi daha da olsa dinlemem.
bi de bşi gösteren saatlerle fotoğrafları var… abv
cadı dağına yolculuk gibi bi film vardı. izlemedim ve mutluyum. filmden daha ünlü olan bir şey var: captions.

attention whore, kaba bir tabir(!), anlatmaya gerek yok. bi de scene whore var. gugıldan aratarak ne olduğunu öğrenebilirsiniz(yanlış öğrenirsiniz ama). yanlış öğrenmeyin diye ben anlatıyorum:
forumlarda filan takılır bunlar. her haltı bildiklerini her imkanını bulduklarında söylerler. her zaman en basit ve aptalca soruları sorarlar. biri soru sorunca “bu kadar basit ve aptalca bişeyi niye soruyorsun??? bizimle dalga mı geçiyorsun??? zamanımızı böyle harcayamazsın!!111” cevabını verirler, vs… troll ırkının bir alt versiyonu. unutmadan, cinsiyetleri (genellikle) “dişi”(bayan veya kadın demek istemiyorum). en sevdiğim şeylerden biridir bu scene whoreları göt dumur etmek
neyse işte… Allah bizi scene whore’lardan, attention whorelardan, apaçi whorelardan, myspace whorelardan, facebook whorelardan, whorelardan, narsistlerden, faşistlerden, neofaşistlerden, sadistlerden, makinistlerden, avatar’dan, edward’dan, bella’dan, pikachu’nun yıldırımlarından, schrödinger’in kedisi gibi aynı anda hem 2–2 hem 2–1 biten maçlardan, hitlerden, senden, benden, bizden ve her nerede yaşanıyorsa ve yaşatılıyorsa ondan korusun.
ramen.(evet bildiğin yemek olan ramen)
edit: mal’ı biraz araştırdım, MyAnimeList dimekmiş. bi de bu çıktı: http://en.wikipedia.org/wiki/Mal_people . wikidepia cansın.
amanda bloguna yeni bişeyler yaz… plzzzzzzz. 1 haftadır bişey yazmadın :’(
biliyosunuz günümüzde çip implantları yaygınlaşıyor. şimdilik hayvanlarda kullanıyoruz ama arada sırada bu teknolojiyi geliştiren insanların kendilerini denek olarak kullandıkları da oluyor. işte bu insanlardan biri gerçekten salak. sen git, eline ameliyatla soktuğun çipe virüs bulaştır. bildiğin bilgisayar virüsü. yorumlarımı bir resimle bitirmek istiyorum

az önce rarlanmış bir winrar indirdim. ahan da linki http://sharingmatrix.com/file/5928075/winrar.crystal.rar . mutluyum, çünkü bu yapılan şey bütün uzay zaman devamlılığını sonlandırmamış. biliyosunuz google’da “google” diye aratırsanız interneti çökertiyosunuz.
torchlight’a geri mi dönsem acaba… bilmeyenler için: torchlight frp tarzı bi oyun. aslında hack&slash gibi de duruyor, kamera açısı hariç. oyun işte. ama güzel oyun
youtube’da muyap’ın bi kanal açtığını ve binlerce klibi upload ettiğini biliyorsunuzur umarım. gidip nostalji yapalım…
http://www.youtube.com/watch?v=eucxmtvRsKg (allah kahr bela – god damn it)